Bugun...



Yandaştan Başkasına Gazetecilik Suç

Cumhuriyet gazetesinin yayın politikasının suçlama konusu edildiği davada karar açıklandı

facebook-paylas
Güncelleme: 25-04-2018 22:37:58 Tarih: 25-04-2018 22:26

Yandaştan Başkasına Gazetecilik Suç

Cumhuriyet Gazetesi muhabir ve yazarlarına gazetecilik yaptıkları için “terör örgütüne yardım”  suçuyla hapis cezaları verildi

 

"Terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına ve anayasal düzene karşı suç işlemek" iddiasıyla yargılanan Cumhuriyet Vakfı İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay hakkında "örgüte yardım" suçlamasından 7 yıl, 3 ay, 15 gün, Cumhuriyet Vakfı İcra Kurulu Başkanı Başkanı Orhan Erinç hakkında 6 yıl 3 ay, Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu ve muhabir Ahmet Şık hakkında 7 yıl 6 ay, eski Cumhuriyet Gazetesi Yayın Danışmanı Kadri Gürsel hakkında 2 yıl 6 ay, yazar Aydın Engin hakkında 7 yıl 6 ay, Hikmet Çetinkaya hakkında 6 yıl 3 ay, Önder Çelik, Hakan Kara, Mustafa Kemal Güngör, Güray Tekin Öz ve Hacı Musa Kart hakkında 3 yıl 9'ar ay hapis cezası verdi.

 

Mahkeme heyeti, eski Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve Washington Temsilcisi İlhan Tanır'ın dosyalarının ayrılmasına karar verirken, Cumhuriyet Kitap Genel Yayın Yönetmeni Turhan Günay, muhasebe müdürleri Bülent Yener ve Günseli Özaltay hakkında beraat kararı vedi. Mahkeme heyeti ayrıca, eski Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve Washington Temsilcisi İlhan Tanır'ın dosyalarının ayrılmasına hükmetti.

 

Akın Atalay: Kötülüğe Karşı Direnmekten Vazgeçmeyeceğiz

 

Son sözleri sorulan sanıklardan Akın Atalay, “Heyetin kararı ne olursa olsun bilinmesini isteriz ki Cumhuriyet gazetesi ve biz Cumhuriyetçiler kötülüğe karşı direnmekten asla vazgeçmeyeceğiz” dedi. Kadri Gürsel ise gazetesi oldukları için tutuklandıklarını söyleyerek, “Önümüze çürük, boş ve mesnetsiz bir iddianame geldi. Uzun tutukluk bir infaza dönüştü. Adil yargılanma hakkımız ihlal edildi. Savunmamda mesleğimi savundum ve bana göre saçma olan iddialara cevap verdim. Şimdi siz zor bir karar vereceksiniz. Çünkü içinde hiçbir delil olmayan dosyalara bakarak karar vereceksiniz. Demek oluyor ki aklınıza ve vicdanınıza sığınarak karar vereceksiniz. Böyle yapacağınıza dair inancım var, bu inancım nedeniyle pişman olmak istemiyorum. Biz buradan başımız dik olarak gideceğiz ve mesleğimizi yapmaya devam edeceğiz. Ben ve tüm arkadaşlarım için beraat talep ediyorum” diye konuştu.

 

Murat Sabuncu: Gazetecilik Suç Değildir

 

Güray Öz ise gazeteciliğin yargılandığını ve nünün zor bir iş olduğunu söyleyerek, “Cumhuriyet gazetesini terör örgütüyle ve FETÖ’cülükle suçlamak insan aklıyla alay etmektir. Umarım böyle yapmazsınız. Çünkü bu aydınlara yakışmaz” şeklinde konuştu. Musa Kart ise umudunu koruduklarını söyleyerek, “Bu dava ile ömürlerimizden aylar yıllar çalındı” ifadelerini kullandı. Murat Sabuncu özgürlüğün çok güzel olduğunu belirterek, “İnsan değerini kaybedince anlıyor. Cumhuriyet gazetesi de, gazeteciler de her koşulda doğruları söyler ve hep böyle yaptık. Gazetecilik suç değildir” dedi.

 

Ahmet Şık: Asıl Siz Teslim Olun

 

Ahmet Şık ise “Şekil itibariyle son söz olabilir ancak ‘Bu daha başlangıç’ diyerek başlıyorum. Siyaset, bürokrasi ve medyanın kimi mensuplarından oluşan bir çetenin hayata geçirdiği bu komplonun amacı en başından beri belliydi. Tüm yaşamı boyunca hukuksuzlukların, hak ihlallerinin karşısında duranlar adına ilk günden bu yana söylediğimizi tekrarlayarak bu çeteye ve benzerlerine hak ettiği yanıtı verelim o halde: Asıl siz teslim olun."     dedi.

 

Aydın Engin: Size Halkın Haber Alma Hakkını Savunmak Düşüyor

 

Turhan Günay gazetecilik suç değildir derken, Aydın Engin başkan Abdurrahman Orkundağ’a, “Bana ‘Sizde James Bond ruhu var’ demiştiniz. Bunu iltifat olarak anlamıştım ama düşündüm ki o majesteleri adına çalışıyordu. Ben ise halk adına çalışıyorum. Burada halkın haber alma özgürlüğü yargılanıyor. Size de halkın haber alma hakkını savunmak düşüyor. Zor bir görev, size yardımcı olamayacağım. Tek başınıza yapacaksınız. Hoşçakalın” ifadelerini kullandı.

 

Hikmet Çetinkaya: Asıl Suç Şeriat Düzeni Kurmak İstemektir

 

Hikmet Çetinkaya yıllarca Fetullah Gülen’in kim olduğunu ve amacını yazdığını söyleyerek, “Gülen’e yardım etmekle suçlanıyorum ve hepsini reddediyorum. Gazetecilik suç değildir. Asıl suç şeriat düzeni kurmak istemektir” diye konuştu. Bülent Yener ise son sözünün olmadığını söyledi. Orhan Erinç söz hakkı kendisine geldiğinde, “Son sözümü avukatlarımız için söyleyeceğim. Onlara çok teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.

 

Mustafa Kemal Güngör: Aylardır Yapılan Bu Haksızlığa Son Verin

 

Bir kişiye yapılan haksızlık tüm topluma yapılmıştır diyen Mustafa Kemal Güngör, “Aylardır yapılan bu haksızlığa son verin. Montesquieu, ‘Bir kişiye yapılan haksızlık, tüm topluma yapılan tehdittir’ der. Adaletin olmadığı ülkede hiçbir şey yok demektir” dedi. Emre İper ise Aşık Veysel’e atıf yaparak, “"Hakikat yok hürriyet var bu yolda" ifadelerini kullandı.

 

Jeansbiri Twitter hesabının sahibi olduğu iddia edilen tutuklu sanık Ahmet Kemal Aydoğdu ise, “En çok özlem duygusu ağır basıyor. Kızıma olan özlemime son verin” diye konuştu.

‘Bu Dava Keyfiliğin Delilidir’

 

Avukat Duygun Yarsuvat esasa ilişkin savunmasında, iddianameyi hazırlayan Cumhuriyet Savcısı Murat İnam ve iddianameye dayanak oluşturan raporları hazırlayan bilirkişilere ilişkin beyanlarda bulundu. Cumhuriyet Davasının siyasi nitelikte olduğunu kaydeden Yarsuvat, davanın gazeteyi susturmak için açıldığını, ceza hukukunun da buna alet edildiğini savundu. “Davada baştan aşağı keyfilik söz konusu” diyen Yarsuvat, söz konusu keyfiliğin daha soruşturma aşamasında başladığını kaydetti. Soruşturma başlatma tutanağındaki keyfiliğe dikkat çeken Yarsuvat, “Soruşturma tutanağı 18.7.2016 tarihini taşımasına rağmen 7’nin üstü çizilmiş, kalemle 8 yapılmış ve savcı tarafından paraflanmıştır. Bu dava keyfiliğin delilidir.” dedi.

 

‘Bilirkişi Bilal Erdoğan’ın Vakfında Üye’

 

Yarsuvat, iddianameye dayanak oluşturan bilirkişi raporlarını hazırlayan bilirkişilerin yetkin kişiler olmadığına dikkat çekti. Yarsuvat, gazete manşetlerini inceleyip rapor yazan Ünal Aldemir’in Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi’ne bağlı 350 öğrencisi bulunan Ardeşen Yüksekokulu’nda öğretim görevlisi olduğunu ve bilgisayar mühendisi olmasına rağmen kendini “iletişim uzmanı” olarak tanımladığını anlattı. Yarsuvat, “Bu şahsın hiçbir akademik titri, çalışması, eseri yoktur. Ama bir vasfı vardır ki, Bilal Erdoğan’ın vakfında üyedir. Atmış olduğu tweetlerle siyasal iktidarı desteklediğini göstermiştir. Gazete manşetlerine ile örgüte yardım edildiğini söyleyen bu kişi, sadece manşetleri okuyup bir sonuca varmıştır.” diye konuştu.

 

‘Muktediri Tatmin Etmek İçin Cezalandırma’

 

Bir diğer bilirkişi olan Ahmet Keçeci’nin Marmara Üniversitesi İktisat Fakültesi’nden mezun olduğunu aktaran Yarsuvat, Keçeci’nin raporunun adeta bir polis fezlekesi olduğunu söyledi. Yarsuvat, “Ahmet Keçeci raporunda o kadar ileri gitmiştir ki, benim de kurucusu olduğum Ceza Hukuku Derneği’nin araştırılması lazım demiştir. Sebebi ise Akın Atalay’ın derneğe üye olması. Bu kadar algısız bir şekilde rapor hazırlıyor. ‘Yayın faaliyeti dolayısıyla yardım’ deniyor ama o yayınlarda ne var diye araştırma yapılmamış. Bu davada, suç ve cezada kanunilik prensibi ortadan kaldırılmak istenmiş ve ceza hukukuna keyfilik getirilmiştir. Buna göre yoldan geçenlere gül ya da karanfil atmak da suç olabilir. Muktediri tatmin etmek için cezalandırma kanununun hükümlerini değiştirirsek dürüst yargılamadan uzaklaşır keyfiliğe gelmiş oluruz. Ortada suç olmadığı için burada bilirkişiye gerek yoktur. Yayın faaliyetlerinde kanuna aykırı husus varsa Basın Kanunu hükümleri açıktır. Basın Kanunu’na göre karar verilmesi gerekir. Davanın açılması keyfidir, muktediri tatmin etmek için açılmıştır. İddianameyi hazırlayan savcı Murat İnam hakkındaki dava, 17/24 Aralık davalarının birinde telefon dinleme talebinde bulunduğu için açılmıştır. O da kendini kurtarabilmek için böyle bir iddianame hazırlamıştır. ” dedi.

 

İddianameye ve Mütalaaya İtibar Etmeyin’            

 

 

Esas hakkındaki mütalaaya ilişkin de beyanlarda bulunan Yarsuvat, duruşma savcısı Hacı Hasan Bölükbaşı’nın birkaç yıl önce Cumhuriyet gazetesine Fethullah Gülen’e hakaret gerekçesiyle dava açtığını hatırlatarak, “Duruşma savcısının bu davadan kurtulmak için çabaladığını tahmin ediyorum” dedi. Yargılama devam ederken dosyaya birtakım belgeler geldiğini anımsatan Yarsuvat, “Dosyaya yeni delil gelebilir ancak buna mahkeme başkanı karar veremez, taraflar talep eder heyet de değerlendirir. Ceza Muhakemesi Kanunu 2005’ten sonra şekil ve sistem değiştirmiş, iddianamenin iadesi kanunun getirmiştir. İddianame delil ile gelmezse mahkemenin bunu iade etme hakkı vardır. Bu böyle iken bir Cumhuriyet Savcısı polisin verdiği belgeyi hangi cesaretle dosyaya yolluyor? Muktediri korumak için. İddianameye ve içindeki bilgilere, iddianameyi mütalaa diye sunan savcıya itibar etmeyin.” diye konuştu. Aydın Engin ile Murat Sabuncu’nun Abant Toplantılarına katılmakla suçlandığını anımsatan Yarsuvat bu toplantılara Burhan Kuzu, Cemil Çiçek, Hüseyin Gülerce ve Fehmi Koru’nun da katıldığını kaydetti. Yarsuvat, heyetten adil ve dürüst bir karar beklediğini belirterek, Atalay’ın tahliyesini, bütün sanıkların beraatini talep etti.

 

‘Görevimi Objektif Yaptım’

 

Yarsuvat’ın savunmasının ardından savcı Hacı Hasan Bölükbaşı söz aldı. Yarsuvat’ın “Duruşma savcısının bu davadan kurtulmak için çabaladığını tahmin ediyorum” sözüne ilişkin konuşan savcı Bölükbaşı, “Meslek hayatım boyunca verilen görevi yapmam, yapamam demedim hiçbir göreve de talip olmadım. Verilen görevi objektif, tarafsız olarak yaptım” dedi.

 

‘Gizlilik Kararı Avukatlara Getirildi’

 

Avukat Abbas Yalçın, esasa ilişkin savunmasında adil yargılama ihlallerinden bahsetti. İddianameye dayanak oluşturan bilirkişi raporunu kaleme alan Ahmet Keçeci’nin yalnızca sanıkları değil, sanıkların ailelerini de araştırıp soruşturduğunu söyleyen Yalçın, “Delilden sanığa değil, sanıkları toplayıp onlardan delile gidilmiştir” dedi. Soruşturmaya getirilen gizlilik kararı sebebiyle avukatların aylarca bilgi alamadığını kaydeden Yalçın, “Avukatlar olarak soruşturma başladığında değil dosya içeriğine savcılık koridoruna bile giremezken savcılık kendi seçtiği medyaya müvekkillerin bütün bilgilerini sızdırdı. Biz dosyanın ne olduğunu bilmezken Anadolu Ajansı’nda dosyanın tüm ayrıntıları çıktı. Savcılık koridoruna giremediğimiz için iddianameyi Sabah gazetesinden öğrendik. Hatta fantastik bir şekilde iddianameyi değil iddianamenin taslağını yayınladılar. Yine 24 Temmuz’daki ilk duruşmanın sonunda yalnızca savcıda olması gereken mütalaa Sabah gazetesinde yayınlandı. Fakat yine suç duyurusunda bulunulmadı. Bizim bu 18 aylık süreçte anladığımız, ‘gizlilikten’ anlaşılan tek şey dosyayı avukatlara gizlemek onun dışında medyaya servis etmek. Hem savcılığın hem de Adalet Bakanlığının bundan utanç duyması lazım” ifadelerini kullandı.

 

‘İddianame Çöp Demiştik, Az Demişiz’

 

Gazete çalışanlarının üç ayrı terör örgütüne yardımla suçlanacağının ve bütün gazetenin tutuklanıp götüreceğinin hiç akıllarına gelmediğini ifade eden Avukat Tora Pekin, “24 Temmuz'dan bugüne iddianameden, bu suçlamalardan geriye hiçbir şey kalmadı. On bin sayfa çöp demiştik, az demişiz. O kadar çok anlattık, o kadar ayrıntılı anlattık ki... Üstelik beraat gibi bir düşünce aklımızın kıyısında olmadığı halde hala da anlatıyoruz. Sanırım gerçeğe duyulan inançla ilgili bir şey bu, başka türlü açıklayamıyorum. Arşiv yalan söylemez ve biz aslında artık sadece arşive konuşuyoruz.” dedi.

 

‘Savcılık Haberlerin İçeriğine Bakmaktan Kaçındı’

 

Davanın konusunun gazetenin yayın politikası olduğunu hatırlatan Pekin, savcılığın suç unsuru sayılan haber ve yazıların ne olduğuna bakmaktan kaçındığını ifade ederek, “Hangi yayın, hangi ifade, niçin hukuka aykırı, bununla terör yardım suçu nasıl işleniyor? Bu yok. Savcılık bu incelemeyi asla yapmıyor. Nedeni çok açık. Yaptığı anda, bunların hiçbirinde gazetecilik dışında bir şey görülmeyecek. Tek bir haberimizde, yayınımızda şiddeti öven, öneren, ifade özgürlüğüne müdahale gerektiren tek kelime gösteremeyeceksiniz. Çünkü yok. Örneğin savcılık, ‘Nusaybin yerle bir’ başlığı ile verdiğimiz haberimizi teröre yardım diye dosyaya koymuş. Haberin fotoğrafı her şeyi anlatıyor. Kent yıkılmış, haber bu. Haberin ayrıntılarında tek bir sözcük fazlalık yok. Neyse o anlatılmış. Nusaybin Türkiye'de değil mi? Nusaybinliler bizim yurttaşlarımız değil mi? Savcılık rahatsız oluyor. Savcılık rahatsız olmasın diye, Nusaybin kentsel dönüşüme girdi mi yazsaydık?” diye sordu.

 

‘İktidar Medyasında ‘Haber’, Cumhuriyet’te ‘Teröre Yardım’

 

İddianameye konulan röportajların yapıldığı dönemin çatışmasız bir dönem olduğu, sadece Cumhuriyet gazetesinin değil, hemen bütün gazetelerin benzer röportajlara sayfalarında yer verildiğini hatırlatan Pekin, “Savcılığa göre bunlar iktidar medyasında yayımlandığı zaman haberdir. Cumhuriyet'te yayımlandığında ise teröre yardımdır. Bu yaklaşımın hukuka uyan bir yanı yoktur.” dedi. Ortak manşetlere ilişkin de beyanlarda bulunan Pekin, “Bizim iki başlığımızın tek bir gazeteyle aynı olması tesadüf olamazmış, 10 gazetenin attığı aynı manşetler olağanmış. Bu noktada sadece aynı anda iki konuyu birden açıklayan bir 'pişti' örneği vereceğim. İddianamede delil olarak gösterilen haberlerden biri de ‘O savcılar gitti’ başlıklı haber. Haberin spotu konusunu da anlatıyor. Üyeleri değişen HSYK 1. Dairesi, Ergenekon, Balyoz ve 17 Aralık'ı yürütenleri dağıttı.’ Savcılığa göre bu haber Cumhuriyet'in FETÖ'ye yardım ettiği davalardan biri. Niye öyle onu bilmiyoruz. 17 Aralık soruşturmasıyla ilgili olması yeterli. Akit ve Vatan gazeteleri bu haberi ‘O savcılar gitti’ başlığıyla duyurmuş. Herhalde savcılık bu başlıkları gördükten sonra Cumhuriyet'i Akit'le ve Vatan'la ortak manşet atmakla suçlamayacaktır. Yine savcılık bu haberleri yapan Akit ve Vatan'ı teröre yardımla suçlamayacaktır.” şeklinde konuştu.

 

‘Dün Neredeysek Bugün De Oradayız’

 

2014'te Cumhuriyet adına yapılan AYM başvurusunun yargılama sürerken sonuçlandığını aktaran Pekin şöyle devam etti: “2014'te yaptığımız başvurunun konusu Fethullah Gülen'in gazeteye açıp kazandığı bir manevi tazminat davası. O tarihte her ne kadar AKP-Gülen iktidar kavgası başlamışsa da henüz ortada FETÖ/PDY kavramı olmadığı gibi, Gülenci savcı ve yargıçlar tüm yargı birimlerinde çok güçlüler. Cumhuriyet de yıllardır olduğu gibi sürekli Gülen'in ya da destekçilerinin açtıkları davalarla uğraşıyor. Bazen kazanıyoruz. Bazen kaybediyoruz ama Gülen'e karşı ciddi bir koruma kalkanı oluğunu da görüyoruz. Bana AYM'ye git talimatını verenler kim? Gazetenin imtiyaz sahibi Orhan Erinç, gazetenin hukuk müşaviri avukat Akın Atalay. Sene 2014. Bugünse huzurda sanık yapılmış durumdalar. AYM’ye başvurmamıza sebep davada şikayetçi ve katılan mağdur Fethullah Gülen, diğer mağdur Recep Tayyip Erdoğan. Sanık Cumhuriyet yazarı Orhan Bursalı. Suçlama konusu; tek bir cümle. Yazarımız Orhan Bursalı'nın Balyoz davası için söylediği ‘RTE/FG iktidarı ortaklaşa bu siyasi sahtekarlığı tezgahladı’ cümlesi. Savcı Hacı Hasan Bölükbaşı Cumhuriyet gazetesine 2013'te FETÖ tarafından el konduğunu iddia ediyor ama gerçekte yürüttüğü, andığım bu soruşturma nedeniyle bizzat kendisi tanık. Cumhuriyet suç tarihi olarak gösterilen 2013'te ve sonrasındaki yayınlar nedeniyle Fethullah Gülen'in hedefinde. Sayın savcı biliyor, görüyor. Cumhuriyet, 2014'te kendisinin de basın savcısı olarak katkısının olduğu, bizim sanık yapıldığımız bu davalardan, Fethullah Gülen'e yönelik bu koruma kalkanından kurtulmak için AYM'ye bireysel başvuru yapıyordu. Savcı bey dün tam da 2013'te bizi Fethullah Gülen'e hakaret etmekle suçluyordu. Bugün 2018'de fikir değiştirmiş, Gülen'in 2013'te gazetemize el koyduğunu iddia ediyor. Bu suç şebekesine yardım etmekten cezalandırılmamızı istiyor. Fikir değiştirmiş dedim. Biz bize göre Gülen'le ilgili ne söylenmesi gerekiyorsa onu söylüyorduk. Savcılığınıza göre ise Gülen'e hakaret ediyorduk. Bu kararın altında Bölükbaşı'nın imzası olmasa da bunu burada anlatırdık. Sonuç olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın işlemleri bunlar. Kişiyle kaim değil. Ama kısmet işte bula bula aynı savcıyı, savcımız Hasan Bölükbaşı'nı buldu. Savcımız 2013'te Gülen'e hakaret ediyordunuz diyordu, bugün ise burada şu anda 2013'te Gülen gazetenize adeta el koydu diyor. Kim inanır buna? Siz inanıyor musunuz? Biz dün neredeysek, bugün de oradayız. Orası da gazetecilik.”

 

‘Yargılanmaya Alışkınız Ama Çok İyi Hesap Sorarız’

 

Avukat Fikret İlkiz, yayın politikasını değiştirdiği gerekçesiyle sanık olarak yargılanan çalışanların cezalandırılmasını isteyen savcıyı eleştirerek savunmasına başladı: “Bir sonraki davada nasıl savunma yapacağımızı Savcılık makamına sormadığımız için suçlanıp yargılanabiliriz… Çünkü Savcılık meğer önceki Cumhuriyet’i ne kadar çok seviyormuş ve bir o kadar da kendince ayırım yaptığı şimdiki Cumhuriyet’e ne kadar kızgınmış, haberimiz olmamış. Çünkü Savcılık gazeteciliği ve basın özgürlüğünü ne kadar iyi biliyormuş ki; meğer çizdiği sınırlar içinde gazetecilik yapılırsa suç değil, gazetecilik ve basın özgürlüğü oluyormuş ve çizmeyi aşmadığımız takdirde yayın çizgisi değişmemiş oluyormuş da Cumhuriyet gazetesi mensupları bilmiyormuş… Haberin nasıl yazılacağını Savcılardan öğrenmeye hiç niyetimiz olmadığı gibi, öğretiriz de. Nasıl yargılanacağımızı biz biliriz ve nasıl savunma yapmamız gerekirse; inandığımız hukuki değerler üzerinden yaparız. Dün kimselere sormadık, yarın da sormayacağız. Akılda kalsın diye söylüyoruz.

 

Belki şöyle dersek akılda daha kalıcı olur…Yargılanmaya, öldürülmeye, bombalanmaya alışkınız, ama çok iyi hesap sorarız, alışınız.”

 

‘Gazeteci Yargıda Meslektaşının Değil Çağının Tanığıdır’

 

İlkiz, Cumhuriyet Gazetesinin geçmişten bugüne birçok kez yargılandığını anımsatarak, “Cumhuriyet Gazetesi savcılar ne mahkemeler ne yargıçlar ne davalar gördü. Geldiler ve gittiler, unutuldular. Savcıların, yargıçların, mahkemelerin adları birer birer unutuldu. Unutulmayanlar var, onları biz biliriz ve Türkiye hukuk tarihinde aldıkları yeri unutturmayız. Ama Cumhuriyet gazetesi gazetecilerinin adları hiç unutulmadı, kendi istekleriyle Cumhuriyet Gazetesini terk edenler ve adlarını unutturanlar dışında… 1924 yılında yola çıkan Cumhuriyet treni yoluna devam ediyor ama bazı gazeteciler kendi istekleriyle münasip istasyonlarda indiler… Başka istikametlerin trenlerine bindiler ve gittiler. Bir de münasip istasyonlarda inenler var ve Cumhuriyet treninin kompartımanlarında onların da adları yazılı. Kim olduklarını biz biliyoruz. Savcılar bunları yeni keşfediyor. Bir demeç mi verdiler Cumhuriyet’i kötüleyen, rağbet gösteriyorlar. Hemen tanık yapıyorlar ve Mahkemeye dinlenmeleri için yazı gönderiyorlar. Kimileri ise gazeteci meslektaşlarını gammazlamakla meşguller. Alıcısı var, savcılar değilse bile medyada satılık malları var ve alıcı buluyorlar. Şimdiki yargılamalarda bunlara ne iş yaparsınız diye Mahkemelerde sorulunca kendilerine ‘gazeteci’ diyorlar ama değiller. Çünkü şimdi bunlara ‘tanık’ deniyor. Yargı üzerine yargılarda bulunup yazılar yazmasını bilirler ama ‘tanık’ olarak çağrıldıklarında yazdıkları dilekçelerle huzura gelirler, notlarını Mahkemeye vermeye kalkarlar ve şimdilerde Mahkemeler de bu tip ‘tanıkları’ dinler(!) Gazeteciler tanıktır ama gazeteciler gazeteciliğin tanığı değildir, olamazlar. Gazeteciler insanların ve zamanda olanların tanığıdır. Eğer gerçekten gazeteciyseler yargıda kendi meslektaşlarının tanığı olamazlar. Gazeteciler çağın en büyük tanığıdır. Olayları saptıranlar da vardır. Bunlar ne tanık ne de gazetecilerdir.” dedi.

 

‘Devlet İfade Özgürlüğünü Korumakla Yükümlüdür’

 

“İfade özgürlüğü düzene uygun kafalar yetiştirmek amacıyla iddianame düzenleyicilerinin, imzacılarının eğip bükebileceği değiştireceği bir hak değildir.” diyen İlkiz, devletin ifade özgürlüğü hakkını korumakla yükümlü olduğunu söyledi. İlkiz, “Devlete ifade özgürlüğü hakkı vermek suretiyle yeni bir rejim yaratmayın. Bu baskıdır ve hakkı olmayan bir hakkı Devlete vermek endişe vericidir. Reddediyoruz. Biz Cumhuriyet gazetesi olarak basın özgürlüğüne inanırız. Sorgularız, eleştiririz, sert eleştiririz. Özü itibariyle ileri sürdüğünüz suçlama ‘basın ve düşünceyi açıklama özgürlüklerinin arkasına sığınarak’ basın ve düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüklerini kullananları suçlamak ve cezalandırmak ve artık baskı uygulamak istiyorsunuz. Bunun için Türk Ceza Kanunun ve ceza mevzuatını kullanmak istiyorsunuz. Çok yanlış bir yola girmek üzeresiniz ve aslında böyle yapmak için çaba sarf ediyorsunuz. Basın özgürlüğünü böyle bir anlayışa mahkûm edemezsiniz. Bu ülkenin gazetecileri düşmanınız değildir. Onlara duyulan husumeti ceza yargılamasına çevirmeniz ve Cumhuriyet gazetesi üzerinden böyle bir zihniyete memleket basınını sürüklemeye çalışmanız imkansızdır. Cumhuriyet gazetesine dair suçlamalarınızı basın yayın özgürlüğünü suçlayarak yapamazsınız.” ifadelerini kullandı.

 

‘İtham Ediyoruz’

 

İfade özgürlüğünün ve basın özgürlüğünün sınırının, başka hak ve özgürlüklerin sınırı olmadığının altını çizen İlkiz suçlamanın delil olmadığını belirterek şöyle devam etti: “Cumhuriyet gazetesi olarak biz sınırın ne olduğunu biliriz. Yıllardır bu sınırı bilerek yayın yapılmaktadır. Gerekirse sınırı aşarız. Ama karar Cumhuriyet gazetesinin kararıdır. Gerekçemiz kamuoyunu aydınlatmaktır. Çünkü insanların gerçekleri öğrenme hakkı vardır. Cumhuriyet gazetesi herkesin ifade özgürlüğü hakkını sağlamak için basın özgürlüğünün sağlanmasındaki yerini belirlemiştir. Kamuoyunun, gerçeklerin, halkın gerçekleri öğrenme hakkının gözü kulağı, bekçi köpeğidir. Bu hakkın önünde sınır yoktur. Biz Cumhuriyet gazetesi olarak nasıl sınırları aşmadan yayın yapmasını biliyorsak; sınırları aşmaya karar verdiğimizde de nasıl aşacağımızı ve başımıza ne geleceğini biliriz. Mahkemeniz mahkûmiyet kararı verecektir. Bu Cumhuriyet gazetesi mensuplarının gerçeğidir, kaderi değildir. Tarihi yazanlar, gerçekleri yazar. Tekrarlıyoruz ve 13 Ocak 1898 yılında söylenenleri söylüyoruz ve bu savunmayı şöyle bitiriyoruz. Soruyoruz, itham ediyoruz ve suçluyoruz. Gazeteciler hakkındaki bu iddianame ve esas hakkındaki görüş hiçbir hukuksal değer taşımamaktadır. Bir insanın böylesine bir suçlama yazısı üzerine hüküm giymesi söz konusu olursa bu, adaletsizliğin mucizesidir. Bu davada gazetecilerin, gazeteci olması suçtur. Cumhuriyet Gazetesinin bizatihi kendisinin var olması suçtur. Şimdi daha büyük bir kesinlikle yineliyorum: Gerçek yürüyor ve onu hiçbir şey durduramayacaktır. Herkesin aldığı durum bugün açıkça belli olduğuna göre, bitti sanılıyor ama dava ancak bugün başlamıştır. Bir yandan gerçeğin gün ışığına çıkmasını istemeyenler, öte yanda her şeyin aydınlanması için yaşamlarını vermeye hazır olan adalet severler, gazeteciler ve avukatlar, muhasebeciler, yöneticiler ve Cumhuriyetin gazetesi cumhuriyet gazetesi mensupları. Bu davada gazeteciler daha önce söylediler, tekrarlıyoruz… Gerçeği yeraltına kapatmayın. Ve bütün bu söylediğimiz sözlerin özü: J’Accuse! / İtham Ediyoruz!”

 

Kaynak: Evrensel, Hürriyet ve Birgün Gazeteleri

 




Bu haber 514 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÜLTÜR-SANAT Haberleri

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
HAVA DURUMU
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
1 Medipol Başakşehir 6 4 1 1 11 3 13 +8
2 Galatasaray 6 4 2 0 14 9 12 +5
3 Kasımpaşa 6 4 2 0 12 10 12 +2
4 Atiker Konyaspor 6 3 1 2 10 7 11 +3
5 Beşiktaş 5 3 1 1 10 7 10 +3
6 Yeni Malatyaspor 6 3 2 1 6 4 10 +2
7 MKE Ankaragücü 6 3 2 1 8 7 10 +1
8 Antalyaspor 6 3 2 1 10 13 10 -3
9 Göztepe 6 3 3 0 6 6 9 0
10 Alanyaspor 6 3 3 0 4 10 9 -6
11 Kayserispor 6 2 2 2 5 6 8 -1
12 Trabzonspor 6 2 3 1 10 8 7 +2
13 Fenerbahçe 5 2 3 0 5 6 6 -1
14 Akhisarspor 6 1 3 2 7 8 5 -1
15 Bursaspor 6 0 1 5 4 5 5 -1
16 Sivasspor 6 1 3 2 6 11 5 -5
17 Çaykur Rizespor 6 0 3 3 5 8 3 -3
18 BB Erzurumspor 6 0 4 2 5 10 2 -5
Takım O G M B A Y P AV
1 Gençlerbirliği 3 3 0 0 9 1 9
2 Boluspor 3 2 0 1 4 1 7
3 Giresunspor 3 2 1 0 5 2 6
4 Hatayspor 3 2 1 0 4 2 6
5 Ümraniyespor 3 2 1 0 4 3 6
6 Eskişehirspor 3 1 0 2 4 2 5
7 Adana Demirspor 3 1 1 1 5 3 4
8 Denizlispor 3 1 1 1 4 2 4
9 Altay 3 1 1 1 3 3 4
10 Gazişehir Gaziantep FK 3 1 1 1 2 2 4
11 İstanbulspor 3 1 1 1 5 9 4
12 Elazığspor 3 1 2 0 6 4 3
13 Altınordu 3 1 2 0 5 3 3
14 Afjet Afyonspor 3 0 1 2 2 3 2
15 Adanaspor 3 0 2 1 2 5 1
16 Balıkesirspor Baltok 2 0 1 1 0 3 1
17 Kardemir Karabükspor 3 0 2 1 1 6 1
18 Osmanlıspor FK 3 0 3 0 0 4 0
Takım O G M B A Y P AV
1 Sivas Belediyespor 2 2 0 0 5 0 6
2 Manisa BBSK 2 2 0 0 5 1 6
3 Tuzlaspor 2 2 0 0 4 0 6
4 Şanlıurfaspor 2 2 0 0 3 1 6
5 Menemen Belediyespor 2 1 0 1 7 3 4
6 Pendikspor 2 1 0 1 3 0 4
7 Tarsus İdman Yurdu 2 1 0 1 5 3 4
8 Kırklarelispor 2 1 0 1 3 1 4
9 Bandırmaspor 2 1 0 1 3 2 4
10 Fatih Karagümrük 2 1 1 0 3 2 3
11 Bugsaş Spor 2 1 1 0 2 2 3
12 Zonguldak Kömürspor 2 1 1 0 1 1 3
13 Etimesgut Belediyespor 2 1 1 0 1 3 3
14 Konya Anadolu Selçukspor 2 0 0 2 2 2 2
15 Kahramanmaraşspor 2 0 1 1 1 2 1
16 Darıca Gençlerbirliği 2 0 1 1 0 2 1
17 Fethiyespor 2 0 1 1 2 6 1
18 Tokatspor 2 0 2 0 0 3 0
Takım O G M B A Y P AV
1 Nevşehir Belediyespor 2 2 0 0 8 2 6
2 Şile Yıldızspor 2 2 0 0 6 1 6
3 Kozan Belediyespor 2 2 0 0 5 1 6
4 Silivrispor 2 2 0 0 2 0 6
5 Gebzespor 2 1 0 1 3 0 4
6 Tire 1922 2 1 0 1 3 1 4
7 Hekimoğlu Trabzon 2 1 0 1 3 2 4
8 Karaköprü Belediyespor 2 1 1 0 7 4 3
9 Büyükçekmece Tepecikspor 2 1 1 0 3 2 3
10 Erzin Belediyespor 2 1 1 0 2 1 3
11 Nazilli Belediyespor 1 1 0 0 1 0 3
12 Ergene Velimeşe 2 1 1 0 2 2 3
13 Yomraspor 2 1 1 0 1 1 3
14 Batman Petrolspor 2 0 0 2 2 2 2
15 Artvin Hopaspor 1 0 0 1 0 0 1
16 Erbaaspor 2 0 1 1 1 2 1
17 Körfez Spor Kulübü 2 0 2 0 1 5 0
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 24/09/2018 Fenerbahçe vs Beşiktaş
 28/09/2018 Galatasaray vs BB Erzurumspor
 29/09/2018 Alanyaspor vs Akhisarspor
 29/09/2018 Trabzonspor vs Kasımpaşa
 29/09/2018 Beşiktaş vs Kayserispor
 30/09/2018 Sivasspor vs Bursaspor
 30/09/2018 Göztepe vs Atiker Konyaspor
 30/09/2018 Çaykur Rizespor vs Fenerbahçe
 01/10/2018 Medipol Başakşehir vs Yeni Malatyaspor
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 29/09/2018 Denizlispor vs Elazığspor
 29/09/2018 Hatayspor vs Altınordu
 29/09/2018 Kardemir Karabükspor vs Ümraniyespor
 30/09/2018 İstanbulspor vs Boluspor
 30/09/2018 Balıkesirspor Baltok vs Altay
 30/09/2018 Adana Demirspor vs Eskişehirspor
 30/09/2018 Gençlerbirliği vs Afjet Afyonspor
 01/10/2018 Gazişehir Gaziantep FK vs Osmanlıspor FK
 01/10/2018 Giresunspor vs Adanaspor
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 30/09/2018 Konya Anadolu Selçukspor vs Zonguldak Kömürspor
 30/09/2018 Tokatspor vs Fethiyespor
 30/09/2018 Bandırmaspor vs Bugsaş Spor
 30/09/2018 Darıca Gençlerbirliği vs Kahramanmaraşspor
 30/09/2018 Fatih Karagümrük vs Sivas Belediyespor
 30/09/2018 Pendikspor vs Etimesgut Belediyespor
 30/09/2018 Menemen Belediyespor vs Tuzlaspor
 30/09/2018 Şanlıurfaspor vs Kırklarelispor
 30/09/2018 Tarsus İdman Yurdu vs Manisa BBSK
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 30/09/2018 Artvin Hopaspor vs Tire 1922
 30/09/2018 Batman Petrolspor vs Erbaaspor
 30/09/2018 Erzin Belediyespor vs Silivrispor
 30/09/2018 Hekimoğlu Trabzon vs Şile Yıldızspor
 30/09/2018 Yomraspor vs Ergene Velimeşe
 30/09/2018 Büyükçekmece Tepecikspor vs Gebzespor
 30/09/2018 Körfez Spor Kulübü vs Karaköprü Belediyespor
 30/09/2018 Nazilli Belediyespor vs Nevşehir Belediyespor
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
resmi ilanlar
GAZETEMİZ

24 Haziran Seçimlerinin Şaibesiz Olduğuna İnanıyor Musunuz?


NAMAZ VAKİTLERİ
GÜNLÜK BURÇ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI YUKARI