Bugun...



Ateş Oldu, Cürmü Kadar Yer Yaktı

Meclis önünde protesto için kendini yakan inşaat işçisi hem yandaş hem merkez medya tarafından görmezden geliniyor

facebook-paylas
Güncelleme: 15-01-2018 12:13:40 Tarih: 15-01-2018 11:52

Ateş Oldu, Cürmü Kadar Yer Yaktı

“Geçinemiyorum” diyerek Meclis önünde kendini yakan inşaat işçisi Sıtkı Aydoğmuş’un tepkisini  medyanın büyük çoğunluğu haber yapmadı. İşçi kaldırıldığı hastanede polis ablukasına alınarak, en yakınlarını görmesi dahi engellendi

 

Bir inşaat işçisi, içinde bulunduğu yoksulluk, çaresizlik, umutsuzluk ortamına Meclis önünde kendi yakarak tepki verdi. Ancak olay, medyanın çok büyük bir kısmında yer almadığı gibi, işçi kaldırıldığı hastanede polis ablukasına alınarak, en yakınlarını görmesi dahi engellendi. Çünkü bugünün Türkiye’sinde yoksulluk, hiçbir zaman olmadığı kadar görünmez kılınıyor.

 

 

Türkiye’de yoksulluk üzerine en kapsamlı çalışmaları yapan, “Yoksulluk Halleri” kitabının editörü, ODTÜ Öğretim Üyesi Prof. Necmi Erdoğan, Birgün Gazetesi’nde bu haftaki Pazartesi  Söyleşisinin konuğu oldu. Prof. Erdoğan’ın verdiği röportaj aşağıda;

 

 

Türkiye’de yoksulluk üzerine Türkiye’de en kapsamlı çalışmaları yapan isim olarak, önceki gün bir inşaat işçisinin Meclis önünde kendini yaktığı haberiyle karşılaştığınızda tepkiniz ne oldu, ne düşündünüz?

 

Ben bu haberi internette gördüğümde, kendimden utanacağımı bildiğim için okumak istemedim. Bu utanç duygusu yalnızca bu haberle ilgili değil elbette; yalnızca bana özgü de değil. Aslında günümüz Türkiye toplumunda kendini utanç içinde hisseden geniş bir kesim var, insanlığını ve aklını yitirmemiş olan geniş bir yurttaşlar kitlesi. Olmaması gereken onca şeyin olması karşısında yurttaş ve hatta insan olmanın utancı içinde kıvranıyoruz.

 

Evet, tam olarak bu, utanç duyuyoruz

 

Dahası bu utanç duygusundan yorgun düşüyoruz. Marx bir yerde “liberalizm örtüsünün atıldığı ve en iğrenç despotizmin bütün dünyanın gözleri önünde sergilendiği” Prusya yönetiminin ucubeliği karşısında, utançtan yüzlerini kapattıklarını söylemiş ve “kendi içine dönük bir çeşit öfke” olarak “utancın bir çeşit devrim” olduğu savunmuştu. Alman halkını kastederek, “bütün bir ulus gerçekten utanç duygusu içinde olsaydı, ileri atılmaya hazır bir aslan gibi olurdu” diye de eklemişti. Utanç, utanç olarak kaldığı ve başka bir duyguya ve onu dönüştürecek bir eyleme konu olmadığı sürece onu yaşayanları kötürümleştirmekten başka sonuç vermez elbette. Ama bir başlangıç olabilir. Elimizi yüzümüzden çekmek ve yanımızdaki duygudaşlarımızın elleriyle birleştirmek bir başka duyguya geçişin, umudun başlangıcı olacaktır.

 

Çareyi  kendini yakmakta bulan inşaat işçisini medyanın büyük bir çoğunluğu göstermedi. Dahası, kendisi ile konuşmak için aradığımda, polisin onu en yakınlarıyla dahi görüştürmediğini öğrendim. Bu tablo bize bugünün Türkiye’si ile ilgili ne anlatıyor?

 

Onunla ilgili az sayıdaki habere bakınca, dünyanın ağırlığının bütün şiddetiyle hissedildiği bir mikrokozmos çıkıyor karşımıza. Olayın gerçekleştiği sahneye baktığımızda da, Türkiye toplumunun neredeyse tüm toplumsal-siyasal dinamiklerinin ve aktörlerinin varlıkları veya yokluklarıyla rol oynadıkları bir tablo beliriyor. Öncelikle çoktan siyasal işlevini yitirmiş bir meclisin önünde, bu durumun farkında olmadan çığlığının duyulmasını isteyen bir işsiz veya yoksul emekçi var.

 

Hikâyesi ne anlatıyor?

 

Hikâyesine bakınca, Türkiye kapitalizminin malum dinamiklerinin onun dünyasında ürettiği sonuçlar kendini gösteriyor: Taşeronla çalışan ünlü bir inşaat firmasının şaşırtıcı olmayan bir şekilde işçilerin güvenliğini umursamadığı gibi, “kaza” geçiren işçiyi de 200 lira vererek evinin önüne bıraktığını anlıyoruz. Yanı sıra, FETÖ’den alınanı da dâhil sık sık hâkimlerin değiştiği bir davada yıllardır hak aradığı bir yargı sistemi var. Devam edersek, bu olayı yok sayan ve haberleşmesini istemeyen bir medya ve ayrıca bu insanın hastanede ziyaret edilmesini engellemek isteyen güvenlik kuvvetleri de var bu sahnede. Bunlar varlıklarıyla rol oynuyorlar. Bir de yokluğu veya etkisizliği ile rol oynayan bir aktör var ki o da toplumsal ve siyasal muhalefet. Olayın sonrasında ziyarete giderek işçi ile bağ kurmaya çalışan örgütler var ki bu da eğreti kalmaya mahkûm.

 

Bir de sosyal medya meselesi var, “muhalefet” adına…

 

Olaya sosyal medyada gösterilen tepkiden de söz etmek mümkün ama o tepki de aslında sosyal medyada dillendirmeden ve kınamadan ibaret bir tepki. Yazarak, söyleyerek veya söylenerek yükünden kurtulma arayışının nafile olduğunu gördüğü halde buna devam eden, belki de çaresizce bunu yapan bir muhalefet.

 

 

Editörlüğünü yaptığınız “Yoksulluk Halleri” kitabının kapsamı yoksulluğun görünürlüğü üzerineydi. Türkiye’de yoksulluk giderek daha görünmez bir hal mi alıyor?

 

Yoksulluğun görünmezleşmesi yeni bir durum değil. 2000’lerin başlarında böyle bir tablonun olduğunu ortaya koymuştuk ama günümüz Türkiye’si açısından bunun bir haber konusu olmasını bile engelleyen bir siyasal dinamik var. Yoksulluk maddi süreçlerle ilgili bir sorun ama yalnızca bundan ibaret değil. Görünmez olmak, sayılmamak, hesaba katılmamak, söz verilmemek, sözünü söyleyememek hali de aynı zamanda. Yer yer görünür kılındığı haller de var, bunlar acıklı, tehlikeli, şiddetli, kriminal ve benzeri haller. Yakacak odun bulamadığı için çocuğunun eline saç kurutma makinesi verip intihar eden kadını düşünün. Ancak bu ve benzeri tepkilerle görünür oluyor yoksulluk. Ama bir de bu halleriyle haber olmanın insanda nasıl duygusal yaralar açtığını düşünelim. Yani yoksulluk insanın görünür olduğu hali de kendisinin belirleyemediği bir durum.

 

Yoksulluğun bir reaksiyona çevrilmemesinin altında yatan nedenler nedir? Daha önceki hükümet krizinde bir esnafın attığı yazar kasa yeni bir dönem başlatırken bu olay öyle bir etkide değil, bu başka bir dönemece mi işaret ediyor?

 

Bu olayın bir dönemece işaret ettiğini veya edeceğini, birkaç nedenle söylemek zor. Yakın dönem Türkiye toplumu bu olayın kat be kat ağırı birçok olay yaşadı. Çok daha ağır tablolar karşısında, ciddi kitlesel bir tepki göstermeyen bir toplumda, bu tekil olayın bir kırılma noktası oluşturacağını söylemek mümkün değil. Aslında 2001 krizinde ortaya çıkan toplumsal tablo da bundan farklı değildi. Türkiye Arjantin’le aynı dönemde bir kriz yaşadı ancak Arjantin’de krize verilen toplumsal tepki, yaygın kitlesel örgütlenmeler şeklinde iken, 2001 krizi sonrası Türkiye’de böyle bir tablo ile karşılaşmadık. bugünkü tablo da aslında onun bir devamı. Yakın dönem Türkiye’sinde neoliberal ortodoksinin toplumsal, kültürel ve ahlaki etkileri derinliğine hissediliyor.

 

Nedir bu etkiler?

 

İnsanları yalıtan, yalnızlaştıran, bireyselleştiren, kendi içine kapatan, kendine dönük kılan etkiler... Ama bu alt sınıflara özgü bir tablo değil. Türkiye toplumunun geneline ve bu arada tabii küçük burjuvaziye de özgü bir tablo. Yoksulluk siyasal, kültürel, eğitsel araçlardan da yoksunluk demek. Bu nedenle, diyelim beyaz yakalıların veya orta sınıfın bu bakımlardan koşullarının örgütlenmeye elverişli olmasına rağmen örgütlenmekten uzak durmalarını düşününce yoksulların siyasal eğilimlerine yönelik horlayıcı bakışların sorgulanması gerekiyor.

 

Muhalefetin yoksulluğu ve yoksulu merkeze alan politikalar üretmemesi de sorgulanmamalı mı?

 

Yoksulluk bahsinde muhalefetin sorunu bir politika üretmemesi değil çünkü bir biçimde işsizlikle ilgili, taşeronla ilgili tartışmalar var muhalefetin ürettiği. Ama temel sorun söz olarak politikanın ötesinde, pratik olarak politikanın geliştirilememesi, ezilen alt sınıflarla organik bir bağın geliştirilememesi. Bu yönde arayışlar hep var ama bu arayışlar büyük ölçüde dar ve sınırlı ölçüde, yerel ve tekil bağlamlarda ortaya konmaya çalışılan çabalar. Zayıf kalarak geniş toplumsal ve siyasal dinamiklerin duvarına çarptığı için de sönümlenmeye mahkûm oluyor. Soma örneğinde olduğu gibi.

 

Sosyal devlette “sosyal yardım” denilebilecek ancak iktidar bunu “biz verdik” şeklinde lanse ettiği için sadaka şeklini alan yardımların yoksulluğun görünürlüğünde nasıl bir rolü var?

 

Yoksulluk bahsinde ilk akla gelen sosyal yardımlar yoluyla yoksulların AKP’ye verdiği destek. Sadaka kapitalizmi veya hayırsever neoliberalizm denilen şeyin düzeni tahkim eden bir özelliği elbette var. Ancak alt sınıflar ile AKP arasındaki bağın niteliği konusunda kapsamlı çalışmalar olmadığını vurgulayayım. Ben bu bağın büyük ölçüde klişelerle düşünüldüğü kanısındayım. Öte yandan, sosyal yardımların özellikle sosyal medyada büyük ölçüde alaycı, kınayıcı bir dille değerlendirildiğini de biliyoruz. Ben konuda hassas olunması gerektiği kanısındayım. Tam da intihar eden kadın örneğindeki gibi, kendi sıcak evinde otururken alt sınıfların sosyal yardımlar nedeniyle AKP’ye oy vermesini tweet atarak eleştirme hali sorgulanması gereken bir hal. Alt sınıfların gündelik hayatı için makarnanın ve kömürün ne anlama geldiğini anlayamama hali yani. Solun kendini var edemediği koşullarda, alt sınıftakilerin gündelik ihtiyaçlarını karşılayanlara bel bağlaması kadar doğal bir şey yok.

 

Peki bu sosyal yardımların, alt sınıfların İslamcılığa verdiği destek açısından rolü nedir?

 

Bu rolün hala çok iyi anlaşılabildiğini veya bilindiğini ben düşünmüyorum. Klişe imajlarla alt sınıflar ile İslamcılık arasında bağ kuruluyor oysa orta sınıf bu bağlamda çok daha kritik bir rol oynuyor. Siyasal islamcılığın alt sınıflarla ne ölçüde organik bir bağ olduğu kurcalanmıyor. Ama ben anlamlı bir organik bağ olduğu kanısında değilim.

 

Röportajımızın başında utanç duygusunun umuda geçişin başlagıcı olabileceğini söylemiştiniz. Bu nasıl mümkün?

 

Benjamin ezilenler için olağanüstü halin istisna değil, kural olduğunu söylemişti. Günümüz Türkiye’sinde işsizliğin, yoksulluğun, sömürünün emekçilere, alt sınıflara yaşattığı hem maddi ve hem de gayrı maddi, duygusal bir olağanüstü hal var. Ama bir de bildiğimiz siyasal anlamıyla olağanüstü hal var. Sorun, bu iki olağanüstü hal biçiminin açtığı yaralara birbiriyle rezonans halinde hitap edebilecek bir kolektif iradenin geliştirilmesinde yatıyor. Marx, tam da kendini yakan işsiz gibi “sanayinin kurbanlarının” da dahil olduğu sefaletten söz ederken “artık nüfus” ifadesini kullanmıştı. Türkiye’de böyle bir artık nüfusun yanı sıra, siyasal iktidarın artık nüfus saydığı geniş bir kesim de var. Bu iki anlamıyla artık nüfusun ortaklaşmasını sağlayacak bir kolektif irade utanç duygusundan umuda geçmemizi de sağlayacaktır.

 




Bu haber 1497 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
HAVA DURUMU
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
1 Beşiktaş 2 2 0 0 5 2 6 +3
2 Galatasaray 2 2 0 0 4 1 6 +3
3 Yeni Malatyaspor 2 2 0 0 4 1 6 +3
4 Kayserispor 2 1 0 1 2 0 4 +2
5 Atiker Konyaspor 2 1 0 1 6 5 4 +1
6 Medipol Başakşehir 1 1 0 0 2 0 3 +2
7 Kasımpaşa 1 1 0 0 3 2 3 +1
8 MKE Ankaragücü 2 1 1 0 3 3 3 0
9 Trabzonspor 2 1 1 0 3 3 3 0
10 Fenerbahçe 2 1 1 0 2 2 3 0
11 Sivasspor 2 1 1 0 2 3 3 -1
12 Çaykur Rizespor 2 0 1 1 3 4 1 -1
13 Akhisarspor 2 0 1 1 2 3 1 -1
14 Bursaspor 2 0 1 1 1 2 1 -1
15 Antalyaspor 2 0 1 1 3 5 1 -2
16 BB Erzurumspor 2 0 2 0 3 6 0 -3
17 Göztepe 2 0 2 0 1 4 0 -3
18 Alanyaspor 2 0 2 0 0 3 0 -3
Takım O G M B A Y P AV
1 Giresunspor 1 1 0 0 3 1 3
2 Hatayspor 1 1 0 0 3 1 3
3 İstanbulspor 1 1 0 0 4 3 3
4 Ümraniyespor 1 1 0 0 2 1 3
5 Altay 1 1 0 0 1 0 3
6 Boluspor 1 1 0 0 1 0 3
7 Gençlerbirliği 1 1 0 0 1 0 3
8 Eskişehirspor 1 0 0 1 2 2 1
9 Adanaspor 1 0 0 1 1 1 1
10 Afjet Afyonspor 1 0 0 1 1 1 1
11 Gazişehir Gaziantep FK 1 0 0 1 1 1 1
12 Balıkesirspor Baltok 1 0 0 1 0 0 1
13 Altınordu 1 0 1 0 1 2 0
14 Elazığspor 1 0 1 0 1 2 0
15 Adana Demirspor 1 0 1 0 0 1 0
16 Denizlispor 1 0 1 0 0 1 0
17 Kardemir Karabükspor 1 0 1 0 0 1 0
18 Osmanlıspor FK 1 0 1 0 0 1 0
Takım O G M B A Y P AV
1 Bandırmaspor 0 0 0 0 0 0 0
2 Bugsaş Spor 0 0 0 0 0 0 0
3 Darıca Gençlerbirliği 0 0 0 0 0 0 0
4 Etimesgut Belediyespor 0 0 0 0 0 0 0
5 Fatih Karagümrük 0 0 0 0 0 0 0
6 Fethiyespor 0 0 0 0 0 0 0
7 Kahramanmaraşspor 0 0 0 0 0 0 0
8 Kırklarelispor 0 0 0 0 0 0 0
9 Konya Anadolu Selçukspor 0 0 0 0 0 0 0
10 Manisa BBSK 0 0 0 0 0 0 0
11 Menemen Belediyespor 0 0 0 0 0 0 0
12 Pendikspor 0 0 0 0 0 0 0
13 Sivas Belediyespor 0 0 0 0 0 0 0
14 Şanlıurfaspor 0 0 0 0 0 0 0
15 Tarsus İdman Yurdu 0 0 0 0 0 0 0
16 Tokatspor 0 0 0 0 0 0 0
17 Tuzlaspor 0 0 0 0 0 0 0
18 Zonguldak Kömürspor 0 0 0 0 0 0 0
Takım O G M B A Y P AV
1 Artvin Hopaspor 0 0 0 0 0 0 0
2 Batman Petrolspor 0 0 0 0 0 0 0
3 Büyükçekmece Tepecikspor 0 0 0 0 0 0 0
4 Düzyurtspor 0 0 0 0 0 0 0
5 Erbaaspor 0 0 0 0 0 0 0
6 Ergene Velimeşe 0 0 0 0 0 0 0
7 Erzin Belediyespor 0 0 0 0 0 0 0
8 Gebzespor 0 0 0 0 0 0 0
9 Karaköprü Belediyespor 0 0 0 0 0 0 0
10 Kozan Belediyespor 0 0 0 0 0 0 0
11 Körfez Spor Kulübü 0 0 0 0 0 0 0
12 Nazilli Belediyespor 0 0 0 0 0 0 0
13 Nevşehir Belediyespor 0 0 0 0 0 0 0
14 Silivrispor 0 0 0 0 0 0 0
15 Şile Yıldızspor 0 0 0 0 0 0 0
16 Tire 1922 0 0 0 0 0 0 0
17 Yomraspor 0 0 0 0 0 0 0
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 20/08/2018 Kasımpaşa vs Medipol Başakşehir
 24/08/2018 Çaykur Rizespor vs BB Erzurumspor
 25/08/2018 MKE Ankaragücü vs Trabzonspor
 25/08/2018 Göztepe vs Fenerbahçe
 25/08/2018 Kayserispor vs Yeni Malatyaspor
 26/08/2018 Sivasspor vs Kasımpaşa
 26/08/2018 Atiker Konyaspor vs Bursaspor
 26/08/2018 Beşiktaş vs Antalyaspor
 27/08/2018 Medipol Başakşehir vs Akhisarspor
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 24/08/2018 Boluspor vs Ümraniyespor
 25/08/2018 Giresunspor vs Elazığspor
 25/08/2018 İstanbulspor vs Altay
 25/08/2018 Denizlispor vs Hatayspor
 25/08/2018 Gazişehir Gaziantep FK vs Adana Demirspor
 26/08/2018 Gençlerbirliği vs Eskişehirspor
 26/08/2018 Adanaspor vs Afjet Afyonspor
 26/08/2018 Balıkesirspor Baltok vs Osmanlıspor FK
 27/08/2018 Kardemir Karabükspor vs Altınordu
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 02/09/2018 Etimesgut Belediyespor vs Kırklarelispor
 02/09/2018 Konya Anadolu Selçukspor vs Tuzlaspor
 02/09/2018 Bandırmaspor vs Kahramanmaraşspor
 02/09/2018 Darıca Gençlerbirliği vs Tokatspor
 02/09/2018 Fatih Karagümrük vs Menemen Belediyespor
 02/09/2018 Manisa BBSK vs Zonguldak Kömürspor
 02/09/2018 Pendikspor vs Sivas Belediyespor
 02/09/2018 Şanlıurfaspor vs Fethiyespor
 02/09/2018 Tarsus İdman Yurdu vs Bugsaş Spor
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 01/09/2018 Büyükçekmece Tepecikspor vs Tire 1922
 01/09/2018 Körfez Spor Kulübü vs Artvin Hopaspor
 01/09/2018 Şile Yıldızspor vs Gebzespor
 02/09/2018 Batman Petrolspor vs Karaköprü Belediyespor
 02/09/2018 Düzyurtspor vs Silivrispor
 02/09/2018 Erzin Belediyespor vs Kozan Belediyespor
 02/09/2018 Yomraspor vs Nevşehirspor GK
 02/09/2018 Erbaaspor vs Ergene Velimeşe
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
resmi ilanlar
GAZETEMİZ

24 Haziran Seçimlerinin Şaibesiz Olduğuna İnanıyor Musunuz?


NAMAZ VAKİTLERİ
GÜNLÜK BURÇ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI YUKARI